The Sopranos Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 7 Gerçek

Yazılar

FBI’ın “Köstebek” Paranoyasından Lady Gaga Sürprizine

Televizyon tarihinin en büyük dizilerinden biri kabul edilen The Sopranos, sadece mafya dünyasını anlatışıyla değil, kamera arkasındaki inanılmaz hikâyeleriyle de yıllardır konuşulmaya devam ediyor.

Gerçek mafya ailelerinin diziyi takıntı hâline getirmesi, Lady Gaga’nın kimsenin fark etmediği kısa rolü ya da James Gandolfini’ye gelen o esrarengiz telefon… İşte The Sopranos hakkında muhtemelen daha önce duymadığınız detaylar.

1. Mafya Ailesi Dizide “Köstebek” Olduğunu Sandı

The Sopranos yayınlandığı dönemde o kadar gerçekçi bulunuyordu ki, bu durum bir noktada gerçek mafya ailelerini bile paranoyaya sürükledi.

Federal ajanlar, New Jersey’nin meşhur mafya ailelerinden biri olan DeCavalcante ailesini gizlice dinlerken çok ilginç bir şey fark etti: Mafya üyeleri her pazartesi telefonda toplanıp dizinin son bölümünü tartışıyordu.

Ancak mesele sadece diziyi sevmeleri değildi. Mekânlar, konuşma tarzları, aile içi dinamikler ve mafya jargonunun gerçek hayata bu kadar yakın olması aile üyelerini ciddi şekilde tedirgin etmeye başladı. Bir süre sonra HBO’ya içeriden birinin bilgi sızdırdığına, yani aralarında bir “köstebek” olduğuna dair büyük bir paranoya oluştu.

Kayıtlara geçen en meşhur cümlelerden biri ise şuydu:

“Bunlar bizi mi anlatıyor?”

2. HBO, İnsanların Diziyi “Opera Dizisi” Sanmasından Korkuyordu

Bugün ikonik kabul edilen “The Sopranos” ismi, aslında HBO yöneticilerini uzun süre endişelendirmişti.

Kanal yöneticileri, insanların “Soprano” soyadını görünce diziyi bir opera ya da müzikal yapım sanıp izlemeyebileceğini düşünüyordu. Bu yüzden David Chase’e dizinin adını değiştirmesi için baskı yapıldı.

Ancak Chase bu fikri reddetti.

Bunun üzerine HBO’nun pazarlama ekibi oldukça zekice bir çözüm buldu: Dizinin logosundaki “r” harfi bir tabanca figürüne dönüştürüldü. Böylece izleyiciye daha ilk bakışta bunun bir mafya hikâyesi olduğu mesajı verilmiş oldu.

Bugün televizyon tarihinin en ikonik logolarından biri kabul edilen tasarım, aslında tamamen bu yanlış anlaşılma korkusundan doğmuştu.

3. Lady Gaga’yı Dizide Fark Etmeden İzlemiş Olabilirsiniz

Dünya çapında bir süperstara dönüşmeden yıllar önce Lady Gaga, The Sopranos’ta küçücük bir rolle ekran karşısına çıktı.

2001 yılında yayınlanan 3. sezonun 9. bölümünde, Tony’nin oğlu AJ ve arkadaşları okulun kapalı havuzuna gizlice girip ortalığı dağıtıyordu. İşte o sahnede havuz kenarında oturup sigara içen genç kızlardan biri aslında Lady Gaga’ydı.

O dönem henüz 15 yaşında olan Gaga’nın dizideki kısa görünümü yıllar sonra fark edildi ve hayranlar için küçük bir pop kültür sürprizine dönüştü.

4. Dr. Melfi Rolü Tamamen Lorraine Bracco’nun Kararıydı

Lorraine Bracco dizide Tony Soprano’nun psikiyatristi Dr. Jennifer Melfi karakteriyle unutulmaz bir performans sergiledi. Ancak kendisine ilk teklif edilen rol aslında Carmela Soprano’ydu.

Bracco, daha önce Goodfellas filminde ikonik bir mafya eşini canlandırdığı için benzer bir karakteri tekrar etmek istemediğini söyledi.

Bu yüzden yapımcılara doğrudan Dr. Melfi karakterini oynamak istediğini belirtti.

Bu karar, dizinin en güçlü dinamiklerinden birinin doğmasına neden oldu. Çünkü Tony Soprano ile Dr. Melfi arasındaki terapi sahneleri bugün hâlâ televizyon tarihinin en iyi yazılmış karakter ilişkilerinden biri kabul ediliyor.

5. The Sopranos Aslında Bir Sinema Filmi Olarak Yazılmıştı

Bugün modern televizyon tarihini değiştiren yapım olarak görülen The Sopranos, ilk başta bir dizi değildi.

David Chase hikâyeyi başlangıçta uzun metrajlı bir mafya filmi olarak tasarlamıştı. Ancak menajeri, karakterlerin ve dünyanın tek bir filme sığamayacak kadar büyük olduğunu söyleyerek projeyi televizyona uyarlaması için onu ikna etti.

Bu karar sadece Chase’in kariyerini değil, televizyon tarihini de değiştirdi.

Çünkü The Sopranos’tan sonra televizyon dizileri artık “küçük ekran işi” olarak değil, sinema kalitesinde dramatik anlatılar olarak görülmeye başladı.

Bugün Breaking Bad, Mad Men ya da Succession gibi dizilerin açtığı yolun temelinde büyük ölçüde The Sopranos’un yarattığı devrim bulunuyor.

6. James Gandolfini, Maaş Krizinden Sonra Oyunculara Kendi Cebinden Yarım Milyon Dolar Dağıttı

Dizinin yıldızı James Gandolfini, 4. sezon sonrası HBO ile büyük bir maaş krizine girdi.

Yapılan pazarlıklar nedeniyle 5. sezon prodüksiyonu aylarca gecikti. Çekimler durdu ve ekip uzun süre beklemek zorunda kaldı.

Gandolfini sonunda istediği maaş artışını aldı ancak yaşanan gecikmenin diğer oyuncuları maddi olarak zor durumda bıraktığını fark etti.

Bunun üzerine oldukça sıra dışı bir şey yaptı.

Menajerlerine bile haber vermeden ana kadrodaki oyuncuları tek tek karavanına çağırdı ve her birine kendi kişisel hesabından yazdığı 34 bin dolarlık çekler verdi.

Toplamda cebinden yaklaşık yarım milyon dolar dağıttığı söyleniyor.

Üstelik bunu yaparken oyunculara yalnızca şu cümleyi kurduğu anlatılıyor:

“Bu gecikme benim yüzümden oldu.”

Bu olay, James Gandolfini’nin neden sektörde bu kadar sevilen biri olduğunu anlatan en meşhur hikâyelerden biri hâline geldi.

7. Gerçek Mafyadan Gelen O Telefon: “Gerçek bir mafya babası asla şort giymez.”

The Sopranos tarihinin en meşhur gerçek hikâyelerinden biri ise James Gandolfini’ye gelen gizemli telefondu.

Oyuncu bir gece yarısı bilinmeyen bir numaradan arandı. Telefonda kim olduğunu söylemeyen kişi önce performansını övdü, ardından yalnızca şu cümleyi söyledi:

“Bir mafya babası asla şort giymez.”

Ve telefonu kapattı.

Gandolfini ve yapım ekibi arayan kişinin kimliğini hiçbir zaman öğrenemedi. Ancak bunun gerçek bir mafya üyesi olduğuna inanıldı.

Çünkü mafya dünyasında liderlerin fazla sıradan görünmemesi gerektiğine dair yazılı olmayan kurallar vardı.

İlginç olan ise bu olayın daha sonra doğrudan diziye taşınmasıydı. 4. sezonun ilk bölümünde New York mafya patronu Carmine Lupertazzi, Tony Soprano’ya birebir aynı cümleyi söylüyordu.

Bu küçük detay, The Sopranos’un gerçek mafya kültürüyle ne kadar iç içe geçtiğinin en ikonik örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Gökçe Bilgiç
Gökçe Bilgiç

İzleme Listesi kurucusu, uzun yıllar farklı dijital dergiler için yazılar yazdıktan sonra nihayet kendi dergisini kurmaya karar verdi. Ayrıca yaklaşık 8 yıldır TRT Radyo 3'de sinema programları yapıyor. 

Yorumlar (0)

  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Haberdar Olmak
İster Misin?

Sadece abonelere özel içerikler, film önerileri ve sinema dünyasından en güncel haberler için bültenimize katılın.