Sınır; Etrafımıza Çizdiğimiz Çizgiden İbaret

Yazılar

Baktığımız yer aynı olsa da, gördüğümüz şeyler bambaşka. Ne görüyorsak o kadarıyla biliyoruz dünyayı. Dünya çizdiğimiz sınırların içinde kalan yerden ibaret... Ötesi yokmuş gibi geliyor. Ta ki biri gelip bize o sınırdan öteye gidiş yolu gösterene kadar…

Azınlıklarla, ırkçılıkla, iyilik ve kötülük kavramlarıyla, ötekileştirmeyle, toplumsal cinsiyet normlarıyla ama hepsinden öte aşkla ilgili bir film Sınır (Border).

Hem görünüş hem de davranışları itibariyle alıştığımız herkesten ve her şeyden farklı 2 kişi bir araya geldiklerinde öylesine güçlü bir uyum ve dönüşüm yaşıyorlar ki, bizleri neredeyse rahatsız edecek raddede ‘farklı’ olan tarafları artık o kadar da farklı gelmiyor. Aşkın yarattığı mucizevi dönüşüm, sınırların ötesini görmek, özgürlük, dünyanın en güzel ve en acı deneyimi.

Film, ülke sınırında gümrük görevlisi olarak çalışan Tina’ya ve çalıştığı sırada karşılaştığı Vore’ye odaklanıyor. Tina’nın yüz yapısı diğer insanlardan biraz farklı. Fakat onu farklı yapan asıl özelliği koku alma yetisi. Tina güçlü koku duyusu sayesinde insanların duygularını hissedebiliyor ve gümrükten bir suçlu geçtiğinde onu hatasız bir şekilde tespit edebiliyor. Bir gün yüz yapısı kendisine benzeyen esrarengiz bir yabancıdan aldığı koku, o kişide bir terslik olduğunu düşündürüyor Tina’ya. Bu düşünce hayatının değişmesine, geçmişiyle ilgili bilmediği gerçekleri öğrenmesine ve kendisini keşfetmesine sebep olacak bir dönüşümün başlangıcı oluyor.

Tina ve Vore; Bizden Tamamen Farklı ve Bizimle Tamamen Aynı

*Yazının bundan sonraki kısmı spoiler içeriyor! 

Vore’nin çok güvenilir olmadığına dair bir endişesi var Tina’nın, ama yine de ona karşı koyamıyor. Zamanla aralarında gelişen ilişki Tina’nın hayatına dair bilmediği bir gerçekle yüzleşmesini sağlıyor. Kendisini kromozom hatasına sahip çirkin bir kadın olarak gören Tina aslında insanlar tarafından yıllar önce yok edilen bir türe ait olduğunu, anatomisindeki farklılıkların bundan kaynaklandığını öğreniyor. Tina bedenindeki farklılıklardan ötürü duyduğu üzüntünün, öteki olma hissinin ve tiksintinin, aslında toplumun yarattığı bir illüzyon olduğunu anlıyor. Toplumsal normların oluşturduğu sınırın ötesini ona gösteren Vore, Tina için aşkın ve gerçekliğin simgesi haline geliyor.

‘Sınır’ kavramı burada başlayıp filmin tüm hikayesine yayılıyor. Ama alıştığımızdan biraz farklı bir şekilde. Hem görünüşü hem de yaşayışı bize göre tiksinti yaratabilecek kadar ‘garip’ olan bu 2 trol, gittikçe daha sıradan bir hal alıyor gözümüzde ve aksine kendimize benzeyen insan türüne karşı hissediyoruz yabancılaşmayı ve kabullenemeyişi. Tina’nın olağanüstü koku alma yeteneğiyle ortaya çıkardığı bir çocuk pornosu kaseti ve duyduğumuz sesler, Tina ya da Vore yerine tamamen bize benzeyen, görünürde hiç bir garipliği olmayan kendi türümüzden tiksinmemize neden oluyor.

Filmin ‘sınır’ kavramına en fazla yoğunlaştığı, hatta bu kavramı yerle bir ettiği ormandaki sevişme sahnesi, toplumsal cinsiyet algımıza ters düşen en çarpıcı sahne. Toplum olarak cinsiyetler üzerinden belirlediğimiz sınırlar tüm geçerliliğini yitiriyor bu sevişmeyle. Sınırların yıkılışı feminist bir bakış açısını andırıyor. Tina’nın gümrükte Vore’yi kontrol ettiğinde onun bir vajinası olduğunu öğrenmesi, sevişmeleri sırasında kendisinin de penise benzer bir organının olduğunu fark etmesi, Tina’nın bedenine ve kimliğine dair o güne dek doğru kabul ettiği tüm normların yıkılmasına neden oluyor. Ayrıca Vore’nin kadınların hamilelik sürecine benzer bir süreç yaşayarak kendi türünden bir bebek doğurduğunu da öğreniyoruz. Bu, feminist yaklaşımın temel aldığı, bireylerin cinsiyetsiz doğması ve zamanla olasılıkları üstlenerek bir forma kavuşması çıkarımını anımsatıyor. Tüm film boyunca karakterleri belgesel havasında yakından takip eden kamera, sevişme sahnesi boyunca onların yüzlerine takılı kalıyor. Bedenlerindeki uzuvları, birbirlerinden ya da bizlerden farklarını değil, yalnızca duygularının yüzlerinde yarattığı ifadeyi izliyoruz.


Yönetmen Ali Abbasi ‘Yalnız, mutluluğu, aşkı arayan ve olağanüstü burna sahip bir kadının hikayesi.’ diyor filmle ilgili yaptığı bir yorumda. Bu hikayenin kahramanı Tina, hayatına giren bir yabancının yardımıyla köklerini keşfettikten sonra bile aslında kim olduğunu ya da kim olmak istediğini sorguladığı daha derin bir süreç içine giriyor. Sınır (Border) cinsiyet, ötekileştirme, toplumsal değerler, iyilik ve kötülük gibi kavramların sınırlarında gezinen, kimliğimizin cinsiyet ve anatomik özelliklerimizden çok daha fazlası olduğunu, etrafımıza çizdiğimiz sınırların çok daha ötesinde olduğumuzu bize hatırlatan bir film.

Gökçe Bilgiç
Gökçe Bilgiç

İzleme Listesi kurucusu, uzun yıllar farklı dijital dergiler için yazılar yazdıktan sonra nihayet kendi dergisini kurmaya karar verdi. Ayrıca yaklaşık 6 yıldır TRT Radyo 3'de sinema programları yapıyor. 

Yorumlar (0)

  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Haberdar Olmak
İster Misin?

Sadece abonelere özel içerikler, film önerileri ve sinema dünyasından en güncel haberler için bültenimize katılın.